Seyahat

Henüz Bitmeyen Bir Masal: La Sagrada Familia

Mimar olmasam da çocukluğumdan beri mimari yapılar hep ilgimi çekmiştir. Gittiğim her şehirde müzelerin yanı sıra muhakkak mimari yapıları da gezerim. Sanırım estetik duygumun bu kadar gelişmiş olmasının nedeni bu. Geçtiğimiz hafta sonu Katalan özerk bölgesinin başkenti Barselona’da yaşayan arkadaşımı ziyaret ettim. Barselona’da İspanya demiyorum çünkü, Barselona’nın İspanya şehri olduğunu söylerseniz III.Dünya Savaşı için yeni bir gerekçeye gerek kalmaz. 🙂

Zamanım kısıtlı olduğu için şehrin ve hatta dünyanın en ikonik yapılarından biri olan tam adıyla “Templo Expiatorio de La Sagrada Familia” (Kutsal Aile Kefaret Tapınağı) ya da daha yaygın olarak bilinen adıyla “La Sagrada Familia” (Kutsal Aile) Katedrali’ni ziyaret etmekle yetinmek zorunda kaldım. Her ne kadar zamanım kısıtlı olsa da, Barcelona şehrinden söz ederken, Antoni Gaudi’nin eserlerini çıkaracak olursak şehrin ruhunun yok olacağını söyleyebiliriz. Bu vesile ile sizleri halk arasındaki adı ile “Bitmeyen Kilise”:  “La Sagrada Familia” ile tanıştırmak istiyorum.

La Sagrada Familia ile ilk göz göze geldiğimde insanoğlunun yaratıcılıkta, gerçeklik ve düş arasında nasıl gelgitleri olduğunu düşündüm. Bir taraftan La Sagrada Familia, bizim Kapadokya’daki peribacalarının göğe doğru uzatılmış halini andırmadı değil. Kilisenin yapımına halen devam ediliyor olması beni hiç rahatsız etmedi. Rahatsız olmuyor olmamın nedeni, belki de Salvador Dali’nin “Projeyi sanatçısı olmadan devam ettirmeyi düşünmek bile ihanettir, bırakın kentin ortasında çürüyen bir diş gibi kalsın” sözünün aklıma gelmesindendir.

Gaudi, 1882’de Francesc de Paula Villar y Lozano tarafından yapımına başlanan bu kiliseyi tamamlama işini 1883’de üzerine almış. Zamanla başka tüm işlerinden sıyrılan Antoni Gaudi, 1908’den 1926’daki ölümüne kadar sadece La Sagrada Familia ile uğraşmış. Gaudi’nin amacı; tüm mimari bilgisini karmaşık semboller sistemi ve inancın gizemlerine ilişkin görsel açıklamalarla birleştirerek bir 20. yüzyıl katedrali yaratmakmış. Bu nedenle stüdyosunu da inşaata taşımış ve hayatını bu esere adamış.

Hemen belirtmekte yarar var mimar, bu kulelerin tepesindeki süslemelerin cennet ile yeryüzü arasında bir bağlantı sağlarmış gibi göründüğünü belirtmiş. Planında 18 çan kulesinin yer aldığı kilisede kulelerden 12’si havarileri, dördü ise dört İncil yazarını simgeliyor. En yüksek kule İsa’ya, ondan biraz daha alçak olanı da Meryem’e adanmış. Şimdilik sadece sekiz kule mevcut. Dünyanın en sıra dışı mabetlerinden biri olan bu yapının gerek dışında gerekse için Gaudi’nin dini inancını ve doğa sevgisini yoğun bir şekilde hissediyorsunuz.

Gaudi, mimarinin kalıplarını zorlayarak adeta taşa meydan okuyarak yaptığı mabedin içini de dışı gibi enteresan tasarlamış. Katedralin içine girdiğimde iç mekânının büyüklüğü beni şaşırttı. Gaudi, bu mabedi 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırlayacak şekilde tasarlamış. Mimar, katedralin iç yapısını ayakta tutan kolonları dallanıp budaklanan ağaçlar şeklinde tasarlamış. Bu nedenle katedralin içinde dolaşırken kendinizi sanki ormanda dolaşmaya çıkmış gibi hissediyorsunuz.

Yapının ne içinde, ne de dışında hiçbir şekilde düz bir duvar ya da kolon görmeniz mümkün değil. Her yerde bir devinim bir hareket var.

İç mekanda ayrıca vitraylardan süzülen rengarenk ışık sizi muhteşem bir oyuna davet ediyor. Ben de içeride ışığın davetkar oyununa daha fazla dayanamayarak bir öz çekim ile karşılık verdim.

“La Sagrada Familia” Hakkında Bilmeniz Gerekenler:

  • Aslında yapının bu hale gelmesi bir tesadüfün sonucu. Çünkü bu katedralin yerinde 1882’de Francesc de Paula Villar y Lozano’nun başladığı Neogotik bir yapı yükselecekmiş. Lozanzo, kendini görevlendiren San Jose Dindarları Birliği’nin başkanı ile fikir ayrılığı yaşayınca proje modern mimarinin öncülerinden Antoni Gaudi’ye kısmet olmuş ve böylece yapının kaderi değişmiş.
  • Bu eser üzerinde Antoni Gaudi tam olarak 43 yıl çalışmış. Gaudi, bu yapıya neredeyse hayatını adamış ve taşa meydan okumuş. Dolayısıyla Gaudi’nin en büyük ve en çok zamanını alan projesi de bu olmuş. Gaudi, ölümüne kadar bu yapıyla uğraştıysa da, ancak bir kulesini ve apsis duvarlarından oluşan girişini tamamlayabilmiş.
  • Yapımına 1882 yılında başlandı ve halen devam etmekte.Yani 135 yıldır inşası sürmekte.
  • Çizimlerinin günümüz teknolojisine kolay kolay uyarlanamaması ve Gaudi’nin karmaşık mimari tarzı, yapının maddi yetersizliklerin dışında tamamlanmasındaki en önemli engellerin başında yer alıyor. Bir söylentiye göre de inşaatın sürüyor olması yapının ününü pekiştirdiğinden inşaatın ağırdan alındığı yönünde.
  • İnşaatı tamamlanmadan restorasyonu yapılan ilk yapı.
  • Bitmediği halde Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan tek yapı.
  • Henüz tamamlanmamış olmasına rağmen 2010 yılında Papa XVI. Benedict tarafından kutsanarak bir kısmı ibadete açıldı.
  • Kulelerin yapımı tamamlandığında en yükseği 172 metre olacak. Böylece katedral, Avrupa’nın en yüksek dini yapısı ünvanını alacak.
  • Sevindirici haber ise, Katedralin Gaudi’nin ölümünün 100. yılına denk gelecek olan 2026 yılında bitirilmesi planlanıyor. Ancak bazı dekoratif öğelerin tamamlanması altı yıl daha alabileceği de öngörülüyor. Kim bilir belki muhteşem masal mutlu son ile 2026’da biter.

Hüzünlü bir ölüm hikayesi

Gaudi, La Sagrada Familia’yı bitiremeden 7 Temmuz 1926’da 74 yaşındayken bir tramvayın kendisine çarpması sonucu hayatını kaybetmiş. Ölüm hikayesi ise oldukça hüzünlü. Tramvay kazasının yaşandığı gün Gaudi, bir fiil katedralin inşaasında çalışmış, üstünde eski püskü, kirli kıyafetler varmış. Bu nedenle kimliği tespit edilememiş olmasından dolayı Gaudi’yi kimsesizleri kaldırdıkları hastaneye yatırmışlar. Sonrasında bu kişinin ünlü mimar Gaudi olduğunun anlaşılmasından sonra başka hastaneye sevk edilmek istenmesine rağmen, mütevazi kişiliği ile tanınan mimar benim yerim burası diyerek tüm istekleri geri çevirmiş. Kısa bir süre sonra da gözlerini hayata yummuş. Barselona halkı hastaneden La Sagrada Familia’ya kadar mahşeri bir kalabalıkla usta mimarı son yolculuğuna uğurlamış. Niye bu üzücü hikayeyi anlattığımı merak ediyorsanız hemen söylüyorum. Gaudi’nin naaşı katedralin 1986’da inşasına yeniden başlanan kripta (mahzen mezar) kısmında yer alıyor. Belki ziyaret etmek istersiniz.

Son olarak

Katedral geziniz bittikten sonra müze kısmını gezmeyi ihmal etmeyin. “La Sagrada Familia”yı gezerken gördüğünüz her şeyin ilham kaynağını burada bulacaksınız.

 

Yeni bir seyahatte tekrar görüşmek üzere…

Author Info

Yuksel Gungormus

Beni ne etkiliyorsa, hayatta nasıl deneyimlerden geçiyorsam bunları kişisel web sitemin blog kısmında sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu bir film, bir şarkı, bir kitap, bir seyahat kısacası her şey olabilir.

http://www.yukselgungormus.com

comment (4)

  1. Guzide

    29 Oca 2017 - 9:21 pm

    Mükemmel bir seyahat yazısı. Tebrikler…

    • Yuksel Gungormus

      29 Oca 2017 - 10:12 pm

      Güzide Hanım, yorumunuz için çok teşekkür ederim.

  2. Önder Durak

    01 Şub 2017 - 12:14 pm

    Acaba nereyi gezsem,oraya mı gitsem buraya mı gitsem diye kararsız kalan birisine “işte bu, gitmem gereken yer burası.” Dedirtecek şahane bir yazı olmuş.

    • Yuksel Gungormus

      01 Şub 2017 - 10:36 pm

      Beğenmenize sevindim. Seyahat yazılarının devamı gelecek. Okumaya devam…

Leave a Reply